Yaşamımızdaki Tuzaklar: Şemalar
Bazen hayatımızda tekrar eden bir döngü olur: Sanki farklı insanlar, farklı ortamlar ama aynı son. Aynı hayal kırıklığı, aynı kırılganlık, aynı iç ses… “Neden hep böyle oluyor?” sorusunu sorarız kendimize. Şema terapi bu döngülere “erken dönem uyum bozucu şemalar” der. Kısaca “şemalar”, çocukken elimizden gelen en iyi uyum çabalarının bugüne taşınmış hâlidir. Yani bir zamanlar işe yarayan, hatta bizi koruyan yolların bugün hayatımızı zorlaştırmaya başlaması da denilebilir.
Şemalar, çocukluk ve ergenlik döneminde, temel duygusal ihtiyaçlarımız yeterince karşılanmadığında oluşur. Daha önce bahsettiğimiz o ihtiyaçlar—güvenli bağlanma, özerklik, duyguları ifade edebilme, kendiliğindenlik ve gerçekçi sınırlar—karşılanmadığında, zihin dünyayı anlamlandırmak için bazı “kurallar” geliştirir. Bu kurallar çoğu zaman farkındalık seviyesinde değildir ama oldukça güçlüdür. Ve yetişkinlikte, yine fark etmeden, seçimlerimizi, ilişkilerimizi ve kendimize bakışımızı şekillendirir.

1)Terk edilme/istikrarsızlık şeması: Çocuğun bakım verenlerinin tutarsız, öngörülemez ya da duygusal olarak ulaşılmaz olduğu ortamlarda gelişebilir. Güvenli bağlanma ihtiyacı yeterince karşılanmadığında, kişi yetişkinlikte de “Nasıl olsa gidecekler” beklentisiyle yaşar. Bu bazen yoğun kaygı ve tutunma davranışlarıyla, bazen de kimseye fazla yaklaşmamaya çalışarak kendini gösterebilir.
2)Duygusal yoksunluk şeması: Kişinin duygusal olarak görülmediği, anlaşılmadığı ya da ihtiyaçlarının karşılanmadığı deneyimlerden beslenir. Bu şemaya sahip kişiler çoğu zaman “Kimse beni gerçekten anlamaz” ya da “İhtiyaçlarım zaten karşılanmaz” gibi bir inançla yaşar. Bu da, ya ihtiyaçlarını ifade etmemelerine ya da sürekli yanlış kişilerden karşılanmasını beklemelerine yol açabilir.
3)Kusurluluk/utanç şeması: Çocuğun sık eleştirildiği, utandırıldığı ya da koşullu kabul gördüğü ortamlarda gelişebilir. Kabul ihtiyacı zedelendiğinde, kişi kendisini “temelde hatalı” olarak algılayabilir. Yetişkinlikte bu, yakın ilişkilerde kendini açmakta zorlanma ya da “gerçek beni görürlerse giderler” korkusuyla kendini saklama şeklinde ortaya çıkabilir.
4)Bağımlılık/yetersizlik şeması: Özerklik ihtiyacının yeterince karşılanmadığı durumlarda gelişir. Aşırı koruyucu ya da müdahaleci ortamlarda büyüyen bireyler, kendi başlarına işlev görmekte zorlanacaklarına inanabilirler. Bu da yetişkinlikte sürekli onay arama, karar vermekte zorlanma ya da birilerine aşırı yaslanma şeklinde kendini gösterebilir.
5)Yüksek standartlar/aşırı eleştiricilik şeması: Genellikle sevginin başarıyla ilişkilendirildiği ortamlarda gelişir. Kendiliğindenlik ve oyun ihtiyacı geri planda kalırken, performans ön plana çıkar. Bu kişiler dışarıdan “başarılı” görünse de iç dünyalarında sürekli bir yetişememe, yetmeme hissi taşırlar. Dinlenmek ya da keyif almak bile suçluluk yaratabilir.
6)Boyun eğicilik şeması: Kişinin kendi ihtiyaçlarını ifade etmesinin cezalandırıldığı ya da görmezden gelindiği ortamlarda gelişebilir. Duygularını ifade etme ihtiyacı karşılanmadığında, kişi zamanla kendi isteklerini bastırmayı öğrenir. Yetişkinlikte bu durum, “hayır” diyememek, sınır koymakta zorlanmak ve ilişkilerde kendini geri plana atmak şeklinde ortaya çıkabilir.
7)Güvensizlik/kötüye kullanılma şeması: Çocuğun fiziksel ya da duygusal olarak zarar gördüğü, kandırıldığı ya da istismar edildiği ortamlarda gelişebilir. Güvenli bağlanma ihtiyacı zedelendiğinde, kişi diğer insanların niyetlerine karşı sürekli tetikte olur. Yetişkinlikte bu durum, ya kimseye güvenememek ya da tam tersi, tekrar tekrar zarar verici ilişkilerin içinde kalmak şeklinde kendini gösterebilir.
8)Sosyal izolasyon/yabancılaşma şeması: Kişinin kendisini diğerlerinden farklı, dışarıda ya da “ait değilmiş gibi” hissetmesiyle ilgilidir. Bu şema genellikle kabul görmeme ya da dışlanma deneyimlerinin olduğu ortamlarda gelişir. Aidiyet ihtiyacı karşılanmadığında, kişi kalabalıkların içinde bile yalnız hissedebilir.
9)Hastalıklar ve zarar karşısında dayanıksızlık şeması, dünyanın tehlikeli bir yer olduğu algısıyla ilişkilidir. Çocuklukta aşırı kaygılı, koruyucu ya da felaket odaklı mesajların olduğu ortamlarda gelişebilir. Güven ve özerklik ihtiyaçları zedelendiğinde, kişi sürekli kötü bir şey olacakmış gibi yaşayabilir.
10)İç içe geçme/gelişmemiş benlik şeması: Genellikle sınırların yeterince oluşmadığı, bireyselleşmenin desteklenmediği ortamlarda ortaya çıkar. Çocuk, kendi kimliğini oluşturmak yerine bakımverenle iç içe geçer. Bu da yetişkinlikte “Ben kimim?” sorusunun yanıtının belirsiz kalmasına, karar alırken zorlanmaya ya da ilişkilerde aşırı bağımlılığa neden olabilir.
11)Başarısızlık şeması: Kişinin kendisini yetersiz, beceriksiz ya da diğerlerinden geri hissetmesiyle ilgilidir. Bu genellikle eleştirel, kıyaslayıcı ya da destekten yoksun ortamlarda gelişir. Yetkinlik ihtiyacı karşılanmadığında, kişi denemekten kaçınabilir ya da başarılarını küçümseyebilir.
12)Haklılık/büyüklenmecilik şeması: Çocuğun sınırlarının yeterince çizilmediği ya da aşırı ayrıcalıklı hissettirildiği ortamlarda gelişebilir. Gerçekçi sınırlar ihtiyacı karşılanmadığında, kişi kendi ihtiyaçlarını başkalarınınkinden üstün görebilir. Bu durum ilişkilerde zorlanmalara yol açabilir.
13)Yetersiz özdenetim/özdisiplin şeması: Dürtüleri düzenleme ve erteleme becerilerinin gelişmediği durumlarla ilişkilidir. Sınırların ya çok gevşek ya da hiç olmadığı ortamlarda ortaya çıkabilir. Bu da yetişkinlikte sabırsızlık, çabuk sıkılma ya da hedeflere ulaşmakta zorlanma şeklinde kendini gösterebilir.
14)Kendini feda şeması: Kişinin kendi ihtiyaçlarını sürekli geri plana atıp başkalarının ihtiyaçlarını önceliklendirmesiyle ilgilidir. Bu genellikle sevgi ve kabulün, başkalarına karşı verici ve iyi olmakla ilişkilendirildiği ortamlarda gelişir. Duyguları ifade etme ve sınır koyma ihtiyacı karşılanmadığında, kişi zamanla tükenmişlik yaşayabilir.
15)Onay/kabul arayıcılık şeması: Kişinin kendi içsel ihtiyaçlarından çok, dışarıdan gelecek onaya odaklanmasıyla ilgilidir. Kabul edilme ihtiyacı koşullu karşılandığında gelişir. Yetişkinlikte bu durum, “Başkaları ne der?” sorusunun kişinin kendi sesinin önüne geçmesine neden olabilir.
16)Karamsarlık/olumsuzluk şeması: Hayatın olumlu yönlerinden çok olumsuz ihtimallerine odaklanma eğilimiyle ilgilidir. Çocuklukta güvensizlik, kayıp ya da sürekli tehdit algısının olduğu ortamlarda gelişebilir. Güven ihtiyacı zedelendiğinde, kişi iyi giden şeylerin bile “nasıl olsa bozulacağını” düşünebilir.
17)Duyguları bastırma şeması: Duyguların ifade edilmesinin hoş karşılanmadığı ya da cezalandırıldığı ortamlarda gelişir. Kişi zamanla duygularını regüle etmek yerine bastırmayı öğrenir. Bu da yakın ilişkilerde mesafe, kendine yabancılaşma ya da bedensel gerginlik olarak ortaya çıkabilir.
18)Cezalandırıcılık şeması: Hata yapmanın tolere edilmediği, katı ve yargılayıcı ortamlarda gelişir. Şefkat yerine eleştiri baskın olduğunda, kişi hem kendine hem de başkalarına karşı acımasız olabilir. Bu da içsel olarak sürekli bir “yeterli değilim” hissini tetikler.
Şemalar yalnızca “sorunlu alanlar” olarak görülmemelidir; aynı zamanda geçmişteki zorlu koşullara uyum çabalarımızın izleridir. Bu yüzden onları fark etmek, kendimizi yargılamak için değil; anlamak için bir fırsattır. Şema terapi de tam olarak bunu hedefler: Eski kalıpları görünür kılmak, hangi ihtiyaçların karşılanmadığını anlamak ve bugün o ihtiyaçlara daha sağlıklı yollarla cevap verebilmek.
Çünkü çoğu zaman hayatımızdaki “tuzaklar”, aslında bir zamanlar çıkış yolu olan şeylerdir. Ve onları fark etmek, o eski yolların artık tek seçenek olmadığını görmeye başlamak demektir.
Kaynakça
Young, J. E., Klosko, J. S. (2005). Hayatı Yeniden Keşfedin. Psikonet Yayınları.
Young, J. E., Weishaar, M. E., & Klosko, J. S. (2017). Şema Terapi: Klinisyenin Rehberi. Litera Yayıncılık.
Arntz, A., & Jacob, G. (2018). Uygulamada Şema Terapi: Şema Mod Yaklaşımına Giriş. Psikonet Yayınları.
Rafaeli, E., Bernstein, D. P., & Young, J. (2014). Şema Terapi: Ayırt Edici Özellikler. Nobel Akademik Yayıncılık.
Türkçapar, M. H. (2012). Bilişsel Terapi: Temel İlkeler ve Uygulama. HYB Yayıncılık.




Yorumlar